Film Yorumu: Sound of metal

Elimdeki yazıları saçıyorum.

1 Mayıs 2021 gecesi başladığım bir film idi

Bazı oscar adayı filmleri araştırırken buldum bu filmi.

2019 yapımı bir film.

2 saat süreli bir film

Şimdi de yorumum ve izlenimlerime geçelim;

Film genel olarak ufkumu açtı diyebilirim. Bu filde görselden çok seslerin kullanımının ”çok iyi” kategorisine girdiğini düşünüyorum. Çok hareketi veya olay betimlemelerini filmde yakalayamadım, detaylandırılmamıştı. Ama şunu söylemeliyim ki durağan bir film olmasına karşın oldukça akıcıydı. Film bana farklı bir bakış açısı kazandırdı: Ne olacağının, ne yaşayacağının bir garantisi yok. Yarın seni bambaşka bir gelecek karşılayabilir. Hayatta sevdiğin şeyler artık sana acı verebilir ve bir gün uyandığında geri dönülmez ve çaresi olmayan bir yaşantının başrolünde olabilirsin. Bu gibi mesajları aldım ben filmden. Söylemlerde senaryoda veya herhangi bir yolla aktarılan bir mesaj değildi bu, filmin geneli bunu anlatıyordu. Konusu basit. Vay be dedirtmiyor. İşlenişi de aynı şekilde. İşin güzel tarafı bu sanırım, o kadar gündelik ki tam içinize işliyor. Ya ben de bunları yaşarsam ne olur diye düşündürüyor. Bu film bana işaret dilinin ne kadar önemli olduğunun bilincini sundu. Bunu bir konu olarak döşemedi evet önüme ama ben eğer öğrenirsem ne gibi güzel şeylere yön verebilirim, onu farkettim. Bu farkındalık genelde her bir bireyin bertaraf ettiği bir farkındalık. Sorunlara, sorun yaşayanlara ve problemlere karşı gözümüz kör kulağımız sağır. Fakat bunu gerçekten yaşadığımız vakit anlayabiliriz ama olay da bu ya, o anı beklememeliyiz. Bu en çok kendimizin zararına olur. Böyle bir şeyi yaşadığımda işaret dili bilerek başladığımı hayal ettim. Hayat benim için o kadar da zorlayıcı olmazdı. Zaten içine dahil olduğun bir şey sana çok da yabancı gelmez. Bir de şu boyut var: Sağır olmanın ne demek olduğunu öğrenmek. Bu karaktere, Reven’ a verilen ilk görevdi. Bence yerine getirilmesi en ama en zor görevdi. Bunu kendine anlatmak veya kendine kabul ettirmek meselesi hallolmadan nasıl becerebilirsin ki? Oldukça düşündürücü, düşünmeden edemeyeceğin bir nokta.

Filmin sonunda Reven yani baş karakterimiz, sıkı sıkı sarındığı işitme cihazı fikrinin hayal kırıklığını fark ediyor. Orda verilen mesaj tam neydi bilmiyorum. Bazen duymamak kulağını tıkamak daha iyidir mi dendi yoksa istediğin şeyler bazen ihtiyacın olmayan şeylerdir mi demeye çalışıldı. Bence ikincisi. Ama her şeye rağmen o ”dinginlik” hissini yaşadığını düşünüyorum karakterin. Bundan sonra ne yapar bilemiyorum. Sonrası onun için belirsiz gibi değil. Bakışında bir umut vardı çünkü. Sadece, benim için devam ettirmesi değişik olasılıklar barındırıyor. Çyle yaşamaya alışabilecek mi?En önemlisi, alışmak isteyecek mi? Kanımca, alışacak. Kendine yeni kişiliğinden bir yuva kuracak. Ait olduğu yerleri saptayacak ve ona göre bir yol izleyecek.

Ben bunları yaşasaydım acaba nasıl hissederdim?

Berbat. Kelimelerden biri bu olurdu sanırım. Hayatı suçlardım. İsyankar olurdum. Kendimle savaşırdım. Kendime zarar verirdim belki. Ailem ve yakınlarımla arama duvar örerdim. Bunlar bir sürecin başlangıcı olurdu. Sonra.. Sonrası aynı filmdeki gibi. Uyum sağlama aşaması. Uyum sağlamak için çevremdekiler değişirdi.. İnsanlara eskisi gibi davranmazdım sanırım. Bir daha müzik dinleyemediğim bir hayatı düşünemedim şu an ama eğer öyle olmak zorunda kalsaydım, sanırım buna alışırdım. Hayatı benim için daha güzel hale getirmeye çalışanlara ayak uydurur muydum, orası meçhul. Ama her daim bir umut olduğunu biliyorum. Nefes alıyorsak, hala bir umut vardır. Her şeye rağmen umut tükenmezse bütün şeyler mümkündür.

By:

Posted in:


Yorum bırakın