FOTOĞRAFÇILIK ÜZERİNE

Bugün aslında hakkında konuşurken tedirgin olduğum bir konudan bahsedeceğim: Fotoğrafçılık. Tedirginliğimin nedeni de yazının genelinde yer alıyor :,)

Fotoğraf, görsellik, çekimler ve benzeri tüm bu sektör benim küçüklükten beri içinde olduğum, çok maruz bırakmamaya çalışsalar da ailemden bana geçen bir sektör diyebiliirm.

Kameraman bir babanın kızı olduğumdan kaynaklı da bu bana genetik olarak yüklendi denilebilir. Yani yatkınlık mevzusu.

Gel gelelim beni geren noktanın özeline. Fotoğraf, her daim riskli ve zor bir somutluk olarak gelmiştir bana. Sanatın yine harika dallarından biri olan fotoğraf sanatı hakkında hepimizin ekleyeceği noktalar vardır sanıyorum. Bakıldığından fotoğraf dalı, güzel algısını teknik özelliklere bağlayanlar ile, tamamen teknik açılardan sıyrılmış fotoğrafı güzel olarak algılayanlar diye ikiye ayrılmış durumda.

Tabii bir de ‘ikisini de içermelidir güzel bir fotoğraf karesi‘ görüşünü savunanlar vardır.

Ben bunlardan sıyrılarak size deneyimlerimi aktarmak istiyorum. Tamamen toy ve amatör bir fotoğrafçı olarak yaptığım yanlışlar ve doğrular üzerinden yine kendimce yorumlamalarımla yazımın devamını getireceğim.

Aydın Doğan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde 2. sene seçmiş olduğum Radyo Televizyon bölümünü yarım sene kadar okudum. Orada dersim olan temel fotoğrafçılık üzerine ailem bana DSLR bir fotoğraf makinesi aldılar. Pratik etmem açısından bu beni oldukça öne taşıdı diyebilirim. Kameramı 10. sınıfta elime aldım fakat uzun bir süre hakkını vererek kullanmadığımı itiraf etmek durumundayım. Lisede yaptığım mezunların fotoğraflarını okul için çekmek, bazı okul içi etkinliklerde görev almak, özel hayatta doğum günü çekimleri yapmak vb gibi şeylerden öteye gidemedim uzun bir süre.

Sonraları Youtube için içerik üretimine başlamak istedim. Hobilerimden biri olan suluboya kullanımıyla resim yapma olayını Youtube’a bir içerik olarak çekmek istedim ve tripotumu kurarak çeşitli açılarla kameramın video özelliğinden yararlandım.

İşlerin tam olarak faal olduğu dönem benim üniversiteye geçtikten sonra bunu işe ve tecrübe kazanımına dönüştürme isteğimle başladı diyebilirim. Armut isimli hizmet alıp/verdiğin bir uygulamadan arkadaşımın destekleri üzerine hizmet verme ilanında bulundum. İşler geliyordu fakat hiç birini yapacak cesarette bulunamıyordum. Çünkü işin içinden geldiğim için ne kadar önemli ve riskli olduğunu biliyordum.

Örneğin doğum günü çekimleri ya da düğün çekimleri, özel gün veya ürün çekimleri gibi işler geliyordu fakat bunlar ciddi anlamda sıkıntılı ve sonucunda patlama riskin olan ve hesabını vermenin güç olduğu konulardır. Benim gibi tecrübesi düşük ve amatör birinin bunlara girişmesi elbette ki bilinçli olarak yaklaştığımda mümkün olmayacaktı.

Ardından yine ilgi alanlarımdan biri olan dans sayesinde bir dans kampında fotoğrafçılık işi ile görevlendirildim. Bilgi toplamak için epey zamanım vardı bu da beni oldukça rahatlatmıştı. Fakat işler tam olarak yılbaşından birkaç gün önce değişti. İki ayrı eğlence mekanında fotoğrafçılık üzerine bir iş teklifi aldım ve bir risk alarak bunu kabul ettim. Risk diyorum çünkü gece, mekanda ve üstüne üstlük ışıkların sürekli değiştiği loş mekanlarda fotoğrafçılık yapmak her yiğidin harcı değildir. Ya da olmamalıdır diyebilirim. Tamamen işin içinde piştiğimi söyleyebilirim. İşi yaparken öğrendim ve bu da aldığım risklerden biriydi.

Peki bu riski nasıl maksimumdan minimuma çektim veya çekmeye çabaladım?

Tamamen deliler gibi fotoğraf çekerek. Gece başına çekip siteye yüklemem gereken fotoğraf sayısı 60-90 aralığındaydı. Ve benim çok uzun bir süre bir mekanda minimum 600 fotoğraflara kadar çekim yaptığımı söylemekten asla gurur duymuyorum. Fakat yaptım. Bunlar yaşandı 😀

Referans olması adına buraya fotoğrafları koymak isterdim fakat kişilerin fotoğraflarını bir işletme adına çektiğim için sadece buraya siteyi (maze / sins) ekleyebilirim.

Güncel bilgi : instagram adresimden fotoğrafları inceleyebilirsiniz

Fotoğraf da sanatın diğer tüm dalları gibi özneldir. Ben bu fotoğraflarda sanatsal veya estetik bir kaygı gütmekten çok aydınlık ve teknik anlamda ‘gözüken’ fotoğraflar çekmeye odaklandım. Siz de incelediyseniz tekno mekanda ışık oldukça değişken. Bazı zamanlar hiç ışık yok diyebilirim. Bu da bizim fotoğraflarımızın karanlık çıkmasına, öznenin kaybolmasına ve göze hitap etmeyen hale gelen fotoğraflara sebebiyet vermekte. Fakat ben bu dezavantajı avantaja çevirmek için sıfır deneyimle oldukça kez kol çürüttüm diyebilirim.

Kameranın diyafram öncelikli modu ile flaşlı çekimler yaparak fotoğraflarımı mekan ile bütünlük sağlayacak konseptte oluşturmaya çalıştım. Bunlar çoğu zaman flu, net olmayan, dağınık ve iç içe geçmiş fotoğraflar oldular. Fakat mekan da bana ve genel tekno severlere bu şekilde bir izlenim verdiğinden güzel bir bağlamda buluştuklarını düşünüyorum. Sizlerin de bu konudaki yorumlarınızı merak ediyorum elbette ki;)

(bahsi geçen tekniğe ait bir örnek fotoğraf)

Her çektiğim hafta kendimce başka şeyler deneyerek mekan ve anbiansı yorumlamaya ve insanların ‘paylaşmak isteyecekleri’ fotoğrafları çekmeye çalıştım.

Bunun için de tele objektif ile çalışmalar yaptım. Her hafta gelen kitle benzerlik gösterdiğinden kaynaklı bir zaman sonra insanlar nereden güZel fotoğrafları olacaklarını öğrendikleri için bana özel konum ve pozlarda bulunuyorlardı. Ki bu beni oldukça sevindiren ve sosyal anlamda eğlendiren bir deneyim olmuştu.

Tekrardan belirtmek istiyorum, işin içinde piştiğimden kaynaklı bunlar benim için heyecan verici ve gerici bir tecrübe olmaya devam ediyor.

Biraz da fotoğrafçının bu mekanlardaki rollerinden ve genel fotoğrafçı olma muhabbetinden bahsetmek istiyorum. Bu yine edindiğim deneyimler üzerinden yorumlayacağım bir mesele. Fotoğrafçılık hele de eğlence mekanlarında yapılan fotoğrafçılık son derece sosyallik gerektiriyor diyebilirim. Enerji alma ve verme olayı olduğunu, ne kadar güler yüzlü olduğun fotoğrafını çektiğin insanların o derece güler yüzlü olmasıyla derecelendirilebilir. İnsanların farkında olarak çekildikleri fotoğrafları hızlı ve ‘sorunsuz’ çekmek önemli çünkü görmek istiyorlar ve eğlencelerini kısa bir süre de olsa böldüklerinden kaynaklı dikkatleri dağınık oluyor. İyi fotoğrafları güzel hissettikleri şekilde çekmek benim açımdan minimum risk teşkil ettiğinden buna çok dikkat ediyordum. Yine insanlar üzerinden gidersek, mekanda kendi hallerinde bulunan insanları çekerken en çok dikkat etmem gereken hususlardan biri eğlendikleri ve eğlenirken ‘güzel’ göründükleri veya ‘havalı’ hissettikleri fotoğrafları çekebilmek idi. Bu mekanın itibarı açısından da besleyici bir durum olduğundan kaynaklı bunlar mihenk taşı diyebilirim.

Zaman geçtikçe manuel modda çekimler yapmaya çalıştım ve elimi buna alıştırmak için oldukça çabaladım diyebilirim. Çünkü bu bir noktada ışığın sürekli değişikliği söz konusu olduğu için uğraştırıcı olsa da, modlara bağlı kalmadan özgürce ve kendinden parçalarla fotoğraf çekimini sağlayan öznelerden biri. Sistemi anladıktan sonra daha hızlı fotoğraflar çekmeni sağlayan bir yöntem diyebilirim. Özellikle diyafram öncelikli mod+flaş kullandığım fotoğrafların çekimleriyle kıyasladığımda epey zaman demek oluyor.

Bir de focus özelliği var ki bu da sancılı durumlardan biri.

Karalık olan mekanda ne vizörden doğru focusu tutturabiliyorsun ne de ışığın değişkenliğinden ötürü ekrandan focusu yapma şansın oluyor. Bu biraz kör fotoğrafçılık yapma durumuna geliyor. Flaşın patlaması da çok kısıtlı zamana denk geldiğinden ötürü vizörden focusu düzeltmek bir o kadar sıkıntı doğuruyor.

Hadi otofocusta çalıştık diyelim, o zaman neler bekliyor bizi?

Focusu kameraya bırakacaksak bu sefer de yandık diyebilirim.Işıklar yine önümüzde büyük engel oluşturuyor. Çünkü kamera bir obje veya orta nokta bağlamında otomatik netleme yaptığından dolayı ışık olmadan ne objeyi netleyebilir ne de bundan emin olabilir. Sonrasında saniyelerce bekleyip yine de kırmızıya-kameradaki ekran, fotoğrafı netleyebildiğinde yeşile netleyemediğinde kırmızıya dönüyor- düşen boş fotoğraf çabalarıyla sınırlı kalıyor. Ve üstüne üstlük bunun kamerayı oldukça yorduğunu ve ısındırdığını da üzülterek belirteyim.

Buna bir çözüm kesinlikle led ışıklı flashlar diyebilirim. Bunu da yine mekanda çalışan diğer fotoğrafçıları gözlemlemelerim üzerine aktarıyorum. Kesinlikle ışıkla olan sorunu daha minimalize ediyorlardır.

Sanırım bu konu hakkında teknik ve yaşantılarımı aktarma sürecimi burada keseceğim. Kabaca da olsa bu hususta yararlı bilgiler edindiğimi ve aktardığımı düşünüyorum. Bu konu üzerine düşünüp, deneyimleyip, yazacağım daha birçok yazı olduğuna eminim.

Bu sebepten, bir sonraki fotoğrafçılıkla alakalı tecrübe aktarımı yazılarımı yazana dek merakla kalın;)

By:


Yorum bırakın