Nasıl oldu bu dans işi yahu?
Anlatacak çok şeyim var.
Aslında bir noktada da çok az şey.
(Öğrendikçe ne kadar az şey bildiğini fark etme durumu.)
Mevzubahis dans olduğunda o denli konfor alanımdayım ki, bir o kadar da dışındayım.
Dans, her insanın kendi perspektifinden baktığında anlamlandıracağı bir konu. Her sanat dalına duyulan ilgi ve bilginin düzeyi gibi.
Hiphop dansa ve bir dans kursuna olan bilinçli ilk yaklaşım ortaokulda başladı diyebilirim. Ama beni besleyen ve beynime dansın tohumlarını atan sanıyorum ki Disney Channel dizileridir. 8. sınıfta bilinçli olarak türkiyede bildiğim ilk dans kursu olan DF’ ye gitmek için inanılmaz bir istek duyuyordum fakat yaşın küçüklüğü ve df nin bana uzaklığı gibi faktörler beni maalesef bu hayalin gerçek olması durumundan uzak kıldı.
O zaman dek tamamen Millenium Stüdyolarla, Matt Steffanina’larla, Jake Kodish ve aklınıza gelebilecek tüm bu türevden insanların danslarıyla büyüdüm diyebilirim. Bir dönem annemin kore dizilerine takmasıyla gelen kore popu ve dansları, renkli dünyası da dans bilgilerimi besleyen şeyler oldular. Kardeşimle çook küçükken yaptığımız Where Have U Been şarkısına koreografiler mi dersiniz, bunların gösterileri mi dersiniz. Her türden veled konseptli dansla ilgilenmiştim o sıralar.
İlk okuldaki her folklör gösterilerinde yer alan südeyi unuttum. O zamanlar kardeşimin show ekibine ait hadisenin dum tek tek dansını Perihan ve Çağla ile birlikte 1. sınıftan 3. sınıfa kadar tüm sınıfta sergiler, Winx şarkıları ile danslar ederdik.
Abi düşündükçe daha da geliyor aklıma, şu an duruyorum.
Anlayacağımız süde fetüsken de dansla iç içeymiş. Fakat bunu bilinçli ‘yapmaya’ tam anlamıyla Ege Hiphop ile tanış olduktan sonra başladım denilebilir.
Ege Hiphop öncesinde, 2019 ‘da 1 aylık bir 2Day Dance Akademi deneyimim olmuştu.
Deneyimsel olarak beni tatmin eden bir süreç değildi diyebilirim çünkü 1 ay çok kısa bir süre ve beklentilerimin karşılanmadığını söyleyebilirim. Her ne kadar hayatım boyunca hiç gerçek bir stüdyoda dans etmesem bile; dostum, odamdaki aynam da gayet iş görüyordu dans eğitimim için xd
Şu an neden beklentimi karşılamadığı noktasına girecektim ama çok da gerekli değilmiş onu idrak ettim.
Bahsettiğim süreç boyunca hiphop dans kültürünü sadece koreografiden ibaret sansam da çok benimsediğimi söylemek isterim. Kendimi dans ederken o denli mutlu hissederdim ki yaptığım diğer şeylerle kıyaslayamazdım bile.
Tüm kültürü koreografiden ibaret sanmama rağmen koreografi öğrenme girişimlerim hep sınırlı kalmıştır. Genelde ayna önü veya değil modda spontane danslar ederdim ve bunu da işin ‘eğlence’ ve ‘gelişmediğim’ kısmı sanardım. Freestyle ın kocaman bir kültür olduğunu ve bunun Battle dediğimiz yarışmalarının falan yapıldığını ben ilk Ege Hiphop ile öğrendim.
Bu diyeceğimden utanıyorum çünkü insanlar Ege Üniversitesini ege hiphop ve hocaları için seçiyorlar.
Bakınız Ege Hiphop bir topluluktur. Toplulukta ders veren hocalarımız birincilikleriyle, çeşitli alanlarda başarıları ve yetiştirdikleri öğrencilerle hakikaten taktire şayan dansçılardır.
Türkiye’nin önde gelen dansçılarından ders aldığımı, alacağımı bilmiyordum. Tanımıyordum mesela. Benim dansla alaka xd
Bunun tamamen kültürün popülerleşmemesiyle alakalı olduğunu düşünüyorum bu arada. Karşıma çıkan videonun bir battle videosu değil de Matt Steffanina’ nın videosu olması bir noktada freestyle kültürünün iyi tanıtılamaması veya yeterince servis edilememesiyle alakalı olduğunu düşünüyorum. Çünkü sürekli takipteydim. Mümkün değildi karşıma çıkmaması.
Freestyle dans etmeyi tamamen koreografi öncesi, koreografinin başlayacağı ana kadarki boşluğu doldurmak için var olduğunu sanan biriydim. Hatta freestyle dans ettiğimde koreografi alamadığımdan yakınır dans ediyormuşum gibi hissetmezdim.
Beni ”İzmir’de dans kültürü” bu yüzden hemen içine aldı diyebilirim. Çünkü yapmaktan zevk aldığım dansın çok değerli olduğunu, bunda bir başarımın olabileceğini ve insanların bunun için senelerce ter döktüğünü çok net bir şekilde öğretti diyebilirim.
Beni bilen bilir, heyecanlı biriyimdir. Dansı izlemeyi, paylaşmayı o kadar seviyorum ki kendimi kaybediyorum. Kendimi kaybettiğim yer de çoğu zaman kendimi bulduğum yerle aynı yer bu arada xd
Anlatmaktan keyif aldığım bir diğer hikaye de ilk ‘battle’ tecrübemdir. Yalan yok. Hayatta ilk izlediğim battle İzmir’de olmadı. İstanbul’da idi. Redbull Dance Your Style idi. Ve oradaki sayılı dansçıyı tanıyordum. Şu an hepsini tanıyor olmak benim için o denli değerli ki:,))
Hikayeye dönecek olursak,, yarıştığım ilk battle İzmir’de izlediğim ilk battle idi. Ve karşıma resmen hocam gelmişti. İlk battle tecrübemi Arıcı Volkan ile gerçekleştirmenin değeri bana çook sonra dank etti. Tanıdıkça ve başarıların her seferinde tanıdık oldukça. Bendeki cesarete bakar mısınız peki? Cahil özgüveni diyeceğim. Karşıma hocam geldiği zaman demoralize olmak ennn son düşündüğüm şey idi. Eğlen kızım dedim. Ne battleing dediğimiz şeyi biliyordum ne de işleyişi. Neyse ki en son çıkmıştım da öncesinde birer dakika dans edeceğimizi öğrenmiştim ahaha
Anlayacağınız bu benim ciddi anlamda dansa ilk girişimlerim oldu. O kadar kıymetli şeyler yaşadım ve o kadar tatlı insanlar ile tanıştım ki bu süreçte. Ve daha çok başında olduğumu söyleyebilirim. Buna rağmen beni kucaklayan ve desteğini esirgemeyen insanlara sahibim. Bu süreçte yaşayacağım şeylerin en ön koltuktan seyircisiyim. Tutkumun peşinden gidiyorum ve buna çok güçlü hissettiriyor. Bu konuda mutluyum. Umarım hep bu konuda heyecanlanan südeyi korurum. O benim için en kıymetlisi çünkü.
Anlatacağım daha bir sürü şey var. Ciddiyim, bunlar ne ki:D
Ama şu anlık noktalıyorum. Nededini, süreci yanımda birebir yaşayan arkadaşlarım anlayacaklardır:)
Bir sonraki yazım kim bilir ne hakkında olacak? Ben bilemiyorum çünkü. O zamana dek merakla kalınız efendiler 🙂
