Bugün Instagram reels çukurunda gezerken karşıma çıkan ve dikkatimi çeken bir filmden bahsedeceğim; Inheritance yani Miras.
Bu film 2020 yapımı bir gerilim ve gizem filmi.
IMDB puanı oldukça düşük 5.6/10(20K) Yani bu turnusole değer veriyorsanız, muhtemelen zamanınızı vermeye değer görmeyeceğiniz bir film olacaktır. Fakat ben zamanı şu sıralar bol biri olduğum için memnuniyetle bu filmi izledim. Şimdi de filmle alakalı birkaç şey söyleyeceğim;
Filmin konusu isminden de anlaşılacağı üzere bırakılan bir miras. Peki bu mirası konu yapan şey nedir?
Seçkin bir aileniz olduğunu düşünün. Babanız ani bir kalp krizi ile hayatını kaybediyor, siz ve ailenize bir miras hazırlıyor. Abinize bırakılan yüklü bir miktar paranın yanında size bırakılan mirasın elbette ki evinizin arka bahçesinde babanız tarafından tutsak edilen bir adam olacağını tahmin etmezsiniz, öyle değil mi?
Sorduğumuz soruların cevaplarına karşı sorumluyuzdur. Cevaplarını bilmek istemediğimiz birçok soruyla karşılaşırız fakat birçoğumuzun bunları sormaya bile cesareti olmaz. Film tam olarak duymak istemediğimiz cevapların yükünü taşıyan ve bunun hakkında büyük bir karar vermek zorunda kalan hukukçu bir kadın etrafında işleniyor. Ailesinin her şeyden önce geldiğini bilen ve bunun için her şeyi yapmaya hazır bir babanın kızı olan Lauren Monroe isimli ana karakterimiz babasının senelerdir sakladığı bir sırrı miras alıyor. Bununla ne yapacağına karar verme kısmında ise oldukça zor anlar yaşadığına tanık oluyoruz.
Babasının, kızına bıraktığı miras onunla birlikte mezara kadar gitmeliydi. Fakat dürüst bir hukukçu olan kızının sorular sormak ve alacağı cevaplar konusunda güveneceği tek kişinin ölmüş olan babası değil de, malumunuz 30 senedir babasının tutsak ettiği adamdan başkası olamayacağına karşın sınandığı su götürülmez bir gerçek.
Film genel anlamı ile size istediğiniz gerginliği veriyor diyebilirim. Ya da istemediğiniz mi demeliydim? Fakat olay örgüsü ve işleniş biçimi bazı noktalarda beni tatmin etmedi diyebilirim. 1 saat 51 dakika olan film bana çok da etkileyici gelmedi. İşin hukuk, adalet ve hukukçu olma kimliği üzerinden işlenmek yerine, aile üzerinden işlenmesi olayı bir noktada basitleştirdi denilebilir. Ki aile üzerinden işlenmesi de hakkıyla yapılamamış. Ama filmdeki mahkum karakterinin son ana kadar beni ve ana karakterimiz Lauren’ı oldukça iyi manipüle ettiğini, iyi adam kötü adam muhakemesini yaparken yaşadığım ters köşeyi bana hakikaten hissettirdi diyebilirim. Tam anlamıyla ters köşe olduğumu ve aslolan kötünün ‘lan acaba bunda bir bit yeniği olabilir mi?’ sorularıma çok da maruz kalmadığını itiraf ediyorum. Bu sebepten olay örgüsünün işlenişinin bu açıdan tatmin edici olduğunu söylemek isterim. Fakat filmin sonlarına yakın konunun daha uzun ve ayrıntıya girerek işlenmesinin izleyiciyi daha fazla tatmin edeceğini düşündüm. Film sektörünün pahalı oluşundan mıdır nedir, konunun çözüme kavuşmasını acele tutup, olması gerektiği gibi(??) noktalamamışlar diye düşünüyorum. Çünkü ortada var olan bir gizemin çözülmesi ve sonlara doğru bu gizemin bambaşka bir gizeme dönüşmesi ve bu gizemin daha çözüme ulaşamadan, yani daha fazla soru sorulamadan noktalanması; bende ‘eeeeee?’ deme hissi uyandırdı. Empati yapmak zorunda kaldım ve üzerine birkaç senaryo edindim. Üstüne üstlük sonunu bilmek bu senaryoların hepsini anlamsız kıldığını bile bile!
Kafadaki sorular bir anlam ifade etmeyince insan; bir kenara atıp, arkasında bırakıp hayatına devam eder. Tam anlamıyla filmin sonunu bir cümlede anlatmak istersem, ki konuyu da doğuran esaslardan biri de bu oluyor, bu cümle gayet yeterli gelecektir. Fakat son sahnenin oluşturacağı back ground un aile fertlerini oluşturan karakterler üzerineki yükün dayanılmaz olacağına veya ne kadar katlanılacağına inancım muallakta. Bir şeye mecbursundur ya da değilsindir. Arada kalma hissi karar vermeye hiç iyi gelmeyeceğinden vicdan ı aradan çıkartarak seçenekleri ikiye düşürmek bu konunun film sonrası düşünceleri anti filizlendirdiğinden bu film ve sonu hakkında düşünmeyi bırakıyorum. Ne uzun cümle ama!
Uzun cümlelerin yazarken bir anlamı var fakat okurken de olmasını umuyorum. Ve naçizane film yorumumu burada bırakıyorum.
İzlemeye değer mi sorusunu cevaplamayı da size bırakıyorum. O kadar yazdık daha cevap beklemeyin benden zaten , onu da ben söylemeyeyim yahu!
Muhtemel senaryo ile bir sonraki yazım bir sonraki izleyeceğim filmin çok gerekli aşırı mühim(!) yorumu olacaktır. Film yorumu nasıl yapılır hakkında araştırma yapmadığımı zaten bu konuyla ilgili olan arkadaşlar anlamış olacaktır. Fakat burası safe zone! Yargılanacağım yer değil. Bu sebepten eleştiriye falan da gerek yok, kendi kendime çalıp oynuyorum şurda. Sıradaki şarkı da Beatles ‘tan geliyor mesela, bakın nasıl da oynuyorum!
Sonraki yazıma kadar merakta kalın; ya da kalmayın, pek de mühimmatı yok;)
